top of page

Neden Feminizm?

  • Yazarın fotoğrafı: Mehmet Buğra Taş
    Mehmet Buğra Taş
  • 12 Eki 2021
  • 3 dakikada okunur

Feminizm, erkeklerin de çekinmeden konuşabileceği ve tartışabileceği bir konu olmalıdır. Eğer kadınların ve erkeklerin eşit hak ve fırsatlara sahip olması gerektiğini düşünüyorsanız, tebrikler, siz de bir feministsiniz.



İlk önce Feminizminin kavramsal olarak ne anlama geldiğine değineceğim. Daha sonrasındaysa dünyamızda insanların neden feminizme karşı çıktığına ve neden bu konuda farkındalık yaratıp feminizmi desteklememiz gerektiğine dair kişisel görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.


Öncelikle feminizmin ne demek olduğunu anlayalım. Sözlükte "Feminizm" tanımına bakarsanız şu ifadeleri görürsünüz:


Feminizm: 1. Cinsiyet eşitliği temelinde kadın haklarının savunulması. 2. Cinsiyetlerin siyasi, ekonomik ve sosyal eşitliği teorisi. 3. Kadın ve erkeğin eşit haklara ve fırsatlara sahip olması gerektiği inancı. 4. Kadınların sosyal, politik ve diğer tüm haklarını erkeklerle eşit olarak savunan doktrin.


Pek çok insan kadınların erkeklerle “aynı” olmadığı ve dolayısıyla eşitlik olamayacağı argümanını öne sürüyor. Feminizm özünde aynı olmakla değil, kadın ve erkeğin sosyal eşitliği ile ilgilidir. “Aynının", “eşit” anlamına gelmediğini anlamak burada çok önemlidir. Buradaki mesele, eşit haklar ve fırsatlara eşit erişim ile ilgilidir. Eşitlik hakkına sahip olmak için kadın ve erkek fiziksel olarak “aynı” olmak zorunda değildir. Bu argümanın (kadınlar ve erkekler "aynı" olmadıkları için eşit olamazlar) gerçekleri yansıtmakta yetersiz kaldığını düşünüyor ve bu argümanın en kısa zamanda ortadan kalktığını görmek için sabırsızlanıyorum.


Günümüzde kadınlar seslerini duyurmak amacıyla düzenli olarak yürüyüşler düzenliyorlar. Yıllar önce kadınlar ilk defa hakları için yürüdüler. Mayıs 1987'de yaklaşık 3000 kadın, ev içi şiddeti protesto etmek için İstanbul sokaklarında yürüdü. Bu, Türkiye'deki kadınların ilk sokağa çıkışları değildi ama Türk toplumunda kadın olarak kendi varoluş koşullarına özgü taleplerini ilk kez dile getiriyorlardı. Kadınlar milletleri, sınıfları, kocaları, erkek kardeşleri ve oğulları için değil, kendileri için yürüyorlardı. Yani ortada bir hak mücadelesinin varlığı söz konusuydu.


Peki insanlar neden feminizme karşı önyargılılar? Etrafımda gördüğüm kadarıyla insanların feminizm hakkındaki genel düşüncelerini gözlemledim ve elde ettiğim başlıca çıkarımları şu şekilde sıraladım:

• Kadın erkek eşitliğine çoktan ulaştığımızı düşünen binlerce insan var.

• Kadınların yaşadığı problemleri küçümseyen insanlar var.

• Feminizmin erkek düşmanlığı olarak gören yüzlerce kişilik bir güruh var.

• Feminizmin siyasi bir taraf ile bağdaştırılması, ideolojinin amacına zarar veriyor.

• Eşit haklara inanan ama “Feminizmi” kendi kişisel inanç ve değerleriyle uyuşmayan bir kelime ve hatta hareket olarak nitelendiren binlerce kişi var.

• Kadın ve erkeğin arasındaki biyolojik farklılıkların sosyal farklılıklara yol açtığını düşünen ve sosyal farklılıkların normal olduğunu savunan insanlar var.

• Son olarak, hem bilinçli hem de bilinçsiz cinsiyet yanlılığını savunanlar var.


Etrafımdaki insanların büyük çoğunluğu erkekler ve kadınlar için eşit haklara inanıyor ancak asıl çatışma bu eşitliğin nasıl sağlanacağı noktasında ortaya çıkıyor. Birçoğu kendilerini “feminist” olarak adlandırmaya veya feminist hareketi desteklemeye direniyor. Neden bu kadar çok insan feminizm teriminden ve feminist hareketten nefret ediyor? Bunun arkasında yatan dört kritik neden olduğuna inanıyorum:


1. Pek çok insan feminizmin erkeklerin eninde sonunda güç, etki, otorite ve ekonomik fırsatlardan mahrum kalacağı anlamına geleceğinden korkuyor.

2. Pek çok insan feministlerin dünyayı kontrol etmek ve erkekleri aşağılamak istediğine inanıyor.

3. Pek çok insan feminizmin eski gelenekleri, dini inançları ve yerleşik cinsiyet rollerini altüst edeceğinden korkuyor.

4. Pek çok insan kadınlar erkeklerle eşit düzeyde olduğunda ilişkilerde, evlilikte, toplumda, kültürde, güç ve otorite dinamiklerinde, iş ve ekonomik fırsatlarda olumsuz değişimlere yol açacağından korkuyor.


Bu korkular elbette gerçeği yansıtmıyor. Toplumumuzda kadınların en basitinden yaşama hakkına sahip olmak için verdikleri bu mücadeleden hepimiz sorumluyuz. Değişim umut vadedenlerle gelir ve değişmemiz gerek. Kadın ve erkeğin eşit olduğu bir dünya yaratmak için, insanların daha adil haklara sahip olabileceği bir yepyeni bir dünya için değişmemiz gerek.


Sonuç olarak, insanların feminizme karşı ne kadar gereksiz, yersiz korkulara sahip olduklarını anlamaları şu soruları cevaplamakla mümkün:

1. Kadın ve erkeklerin eşit haklara ve eşit fırsatlara sahip olduğuna inanıyor musunuz?

2. Gezegendeki her canlının eşit haklara ve tüm fırsatlara eşit erişimi hak ettiği fikrine karşı mısınız? Karşıysanız, eşitlik sağlanırsa ne olacağından endişe ediyorsunuz?

3. Yalnızca belirli insan gruplarının belirli fırsatlara ve haklara erişmesine izin verilmesi gerektiğine inanıyor musunuz? Eğer öyleyse, hangi gruplar tercih edilmeli ve buna kim karar vermeli?

4. Erkekler tüm hak ve fırsatlara koşulsuzca sahipken kadınların haklara erişiminin kısıtlı olmasının adil olduğuna inanıyor musunuz?

5. Belirli kişilerin tüm haklara ve fırsatlara erişimini engelleyen bir dünyanın, herkes için adil, sağlıklı ve müreffeh bir dünya sağlayacağına inanıyor musunuz?


Daha önce ayrımcılıkla karşılaştıysak, bunun var olduğunu birinci elden deneyimlemiş oluruz. Ancak insanlar kendi başlarına gelmeyince olayların gerçekliğinden şüphe edip, anlayışsız hale gelebiliyorlar. Erkekler olarak öz farkındalığımızı arttırıp kadınların ülkemizde yaşadığı sorunlar konusunda empati yapabilmeli ve eşitsizlikler konusunda kadınların seslerini duyurmalarına destek olmalıyız. Bunun yolu ise hiç şüphesiz ki feminizmi desteklemekten geçiyor.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page