top of page

Görünmeyen Emek: Türkiye'de Kadınların Dini Bayramlardaki Rolü

  • khasaktivizm
  • 17 Mar 2025
  • 5 dakikada okunur

Toplum içerisindeki birliktelik duygusunu pekiştiren geleneksel kutlamalar, çeşitli ritüelleri ve dayanışma unsurlarını barındırır. Türk toplumlarında hem bölgesel hem de halkın geneline hitap eden birçok geleneksel kutlama bulunmaktadır. Ramazan ve Kurban Bayramları, Müslüman geleneğini sürdüren kitleler tarafından geniş çapta kutlanan geleneksel bayramlardır (Oğuz et al., 2011). Geleneksel kutlamalar geniş kitleler tarafından kutlansa da bayramın nasıl kutlandığı bölgeden bölgeye değişiklik göstermektedir. Toplumsal katılımın sağlandığı bu geleneksel bayramlarda herkesin bir arada olduğu gözlemlenirken, bazı bayram etkinliklerinin yalnızca erkeklere özgü olduğu da görülmektedir.

Ramazan ve Kurban Bayramı’nı kutlamak için gerçekleştirilen bu etkinliklerin çoğunda yemek yemek ve çeşitli giysilerin kullanılması gibi unsurlar ön plana çıkar. Bu nedenle, kutlamalar için nasıl hazırlık yapıldığı düşünüldüğünde tamamlanması gereken birçok adım olduğu açıktır. Bu kutlamaların yapıldığı varsayımsal bir köy meydanına ya da misafirlerin ağırlandığı bir evin salonuna, cinsiyet rollerinin belirlendiği bir pencereden bakıldığında her zaman sofraya konulmuş hazır yemeklerin görülmesi muhtemeldir. Bunun nedeni, bayram gününü bir araya getiren yemekleri yapan kadınların mutfakta görünmeyen emeğinin varlığıdır. Derin sohbetlerin, eğlenceli etkinliklerin ve dolup taşan yemek sofralarının sağlayıcısı olan kadınlar, sihirli bir değnek kullanıyor gibi gözükse de aslında bayramın bir parçası olmaktan çok, görünmeyen emeğin bir göstergesidir. Bayram kutlamalarının temelini oluşturan kadınlar, yemek yapma ve organizasyon gibi birçok işi üstlenmişlerdir ve bu meslekler kadınlarla o kadar özdeşleşmiştir ki, bu işleri yapmak için harcanan emek görünmez hale gelmiştir (Karakaya, 2018).

Kadın emeğinin görünmez hale gelmesinin birçok sebebi olmasına rağmen, özellikle bayramlar özelinde değerlendirildiğinde, bu sorunun kapitalizm, patriyarka ve dini pratikler ekseninde ele alınabileceğini söylemek mümkündür. Kadınlar, ataerkil ve dini gelenekler nedeniyle emeklerinin görünmezliğini deneyimlerken, toplumda emek verdikleri şeyler, kadın olarak yaratılmış olmalarının bir sonucudur. Kapitalizm nedeniyle ise, kadınlar emeklerinin görünmezliğinin ekonomik sonuçlarını yaşarlar. Ataerkillik üzerine inşa edilmiş bu sistemde sermaye her zaman emekten üstündür ve kadınlar ev işçisi olarak tanımlanabildiğinden, ücretsiz emek, kadınlardan maksimum fayda ve kâr sağlamak için en kestirme yoldur (Savran, 2023). O kadar ki, kadınların emeği görünür hale geldiğinde dahi ücretlendirilemez. Bu çalışmada, Türkiye’deki dini bayram geleneklerinde kadınların görünmeyen emeği ile bu emeğin sosyo-ekonomik nedenleri ve sonuçları incelenecektir.

Kadınların Görünmeyen Emeği

Kadınların görünmeyen emeği, kadınların aile içinde/evde ücret talep etmeden yaptığı ücretsiz emeği ifade eden bir kavramdır (Karakaya, 2018). Üretimin aile merkezli olduğu modern öncesi dönemlerde kadınların emekleri ücretsiz emeğin bir parçasıydı ancak aile merkezde olduğu için bu emek görünmez olarak nitelendirilemezdi. Çünkü ücretsiz emek ekonomik eşitsizlikten bağımsız olarak değerlendirildiğinde, kadın emeği daha görünür hale geliyordu. Ancak modern dünyada, erkeklerin görünürlüğü yalnızca aile içindeki üretimle sınırlı kalmamış, üretimin fabrikalara taşınmasıyla birlikte erkekler iş yerleri aracılığıyla dünya ile bir bağ kurmaya başlamışlardır. Bu üretim biçimi, erkeklere çalışma hayatı dışında görevler üstlenme ve toplumda görünür hale gelme hakkı kazandırmıştır. Örneğin, siyasete katılmaya başlamışlar, kamusal alanlarda sosyalleşebilmişler ve ekonomiye ilgi gösterme fırsatı bulmuşlardır. Modern hayatın erkeklere getirdiği bu özgürlüğe rağmen, kadınlar uzun bir süre boyunca aile içinde üretime devam etmiş ve hâlâ etmektedirler. Çünkü erkeklerin serbestçe görünür olduğu bu süreç, kadınların aileyi sürdürebilmesi için gerekli üretimi devam ettirmesiyle sonuçlanmıştır (Kaymaz, 2010).

Sanayileşme öncesinde kadınların yaptığı işlerin değer gördüğünü söylemek nostaljik bir yanılgı olur; ancak sosyal alanların erkeklerin tekelinde olduğu bir dünyada erkekler endüstrilerde iş yapabilen ve yer edinebilen varlıklara dönüşürken, kadınlar doğaları gereği evde kalmak zorunda olan bir pozisyona hapsedilmiştir. Erkeklerin sanayi ile genişleyen bireyselleşme özgürlüğü, sanayileşme öncesinde dahi kısıtlı olan kadın görünürlüğünü giderek bulanıklaştırmıştır (Dinçer, 2024).

Bu durum, kadınların evde yaptığı temizlik, yemek yapma, ütü yapma, çamaşır yıkama, bulaşık yıkama, çocuk veya bakım gerektiren birine bakma gibi işleri görünmez hale getirmektedir. Oysa bu işler endüstride belirli sektörlerde ücret karşılığında yapılmaktadır. Ancak patriyarkal düzen, erkeklerin ücretli olarak yaptığı sanayi işini bir sorumluluk haline getirirken, ekonomik getirisi olmayan ev işini kadınlar için bir zorunluluk olarak tanımlamaktadır (Savran, 2023).

Dini Bayramlarda Kadın Emeğinin Görünmezliği

Ataerkillik, kapitalizm ve modern hayatın sonucu olarak erkeklerin içinde yer aldığı yeni iş modelleri, kadınların ev ve aile merkezli bir yaşam sürmesini daha da normalleştirmiştir. Erkeklerin sosyal yaşamlarını sürdürebildikleri geleneksel kutlamalar, bayramlar, düğünler ve festivaller gibi çeşitli etkinliklerde de görünür hale gelmiştir. Bu bağlamda, Türk toplumlarının kültürel kutlamalarının kadın emeğine dayandığını söylemek, görünmeyen emeğin varlığını görünür hale getirmektedir (Oğuz et al., 2020). Bu eğlenceli etkinliklerin derlendiği çalışmada, katılımcıların geleneklerini veya bayramı kutlama biçimlerini anlatırken kullandıkları cümle yapılarının edilgen olduğu görülmüştür (Oğuz et al., 2011). Tıpkı patriyarka nedeniyle iş yapan kişilere atfedilen roller gibi. Bayram kutlamalarında kadınların üstlendiği işler arasında çocukları yıkamak, büyük bir grup için yemek pişirmek, yemek sonrası çay ve kahve hazırlamak, baklava açmak, bulaşıkları yıkamak ve misafirler gittikten sonra evi temizlemek yer almaktadır. Erkeklerin temiz ve ütülü gömleklerle sosyal ortamlara katılmasını sağlayan bu işler, patriyarka tarafından kadınların doğasına bağlanarak onlardan beklenen bir fedakârlık haline getirilmiştir (Baltaş, 2024).

Ramazan veya Kurban Bayramı'nın sabahına uyanan bir kadının bir gününü ele aldığımızda uykusundan uyanması, evdeki erkek bireyden çok daha erken bir saate denk düşmektedir. Erkek bayram namazına gitmeden önce ütüle(n)miş olması gereken eşyaları ütülemekle başlaması oldukça olasıdır. Erkeğin bayram namazına gittiği süre boyunca camide yapılacak herhangi bir bayram namazına veya bayram tebriğine katılmayacak olan kadın, bu süre zarfında muhtemelen kahvaltı sofrasını hazırlayacak ve bayram olduğu için sofraya zahmetli yemeklerden oluşan bir mükellef bir menü pişirecektir. Evde yapılacak olan aile arası bayram tebriğinin ardından kadın kahvaltı sofrasını hızla toplayacak, bayram temizliğini devam ettirecek ve gelecek misafirler için servis hazırlayacaktır. Misafirlerle ilgilenirken sosyalleşme imkânı olan, bayram mutluluğunu yaşama fırsatı bulan erkeğin aksine, kadın herkesin bardağındaki çay miktarını kontrol edecek ve gerekirse çayı tazeleyecek, ikramlıkları yenileyecek ve vakti oldukça misafir sirkülasyonu içerisinde çıkan tabakları şansı varsa bulaşık makinesine koyacak, eğer o denli şanslı değilse elinde yıkayacaktır. Bu süre boyunca bakımını üstlenmesi gereken çocukların sorumluluğu elbette kadındadır; ihtiyaç duyduklarında çocuklarının ihtiyaçlarını giderme ve onlarla ilgilenme sorumluluğu kadına aittir. Patriyarkanın müsaade ettiği kişiler bayram kutlamaları ve tebrikleriyle günü geçirirken, kadın görünmeyen koskoca bir emeğin sağlayıcısıdır; izin hakkı olmaksızın çalışmaya ve yuvayı yapan bir dişi kuş olmaya devam etmektedir.

Sonuç

Kadınların görünmez emeğini tarihsel ve ekonomik sebep ve sonuçlarıyla detaylandırarak inceleyen bu makale, özetle, Türkiye toplumlarına ait geleneksel dini bayramlarda eğlence ve bir aradalığın temelinin kadınların ev içi görünmez emeği olduğunu öne sürmektedir. Bununla beraber, kadına atfedilen ve kadınlıkla özdeşleştirilen roller sebebiyle evde olmanın, zaten kadınları sosyal hayattan koparan bir deneyim olmasına ek olarak, kadınların bayramlar gibi geleneksel ve toplumsal kutlamalarda dahi eğlenmesini engelleyen iş yükünü tanımlamaktadır. Bu durumun yol açtığı ve kadınların deneyimlediği ekonomik ve sosyal sorunlar sebebiyle kadınlar, kapitalizm ve patriyarkanın çizdiği sınırlar içerisinde var olma deneyiminin ötesine geçememektedir. Özellikle Türkiye’de olduğu gibi, kapitalizm ve patriyarkanın din kurumu ile buluştuğu toplumlarda, kadın rolünün kutsal sayılması; ailesine karşı hissetmek zorunda bırakıldığı sevgi ve fedakârlık duyguları; ekonomik olarak kazançtan yoksun olması; emeğinin görünmez olmasının bir sonucu olarak sosyal güvence sağlayamaması gibi durumlar, kadınların bu deneyimi değiştirme iradesine sahip olmalarını zorlaştırmakta ve hatta bunu jenerasyonlar arası bir aktarıma dönüştürebilmektedir (Sava, 2019).

Bu gibi, kadınların özgürlüğünü kısıtlayan sonuçları ortadan kaldırmak adına kadın mücadelesi çeşitli kanallardan devam etmektedir. Örneğin, Türkiye’de İMECE Ev İşçileri Sendikası, ev işçisi kadınların sosyal sigorta sahibi olabilmesi için çalışmalar yürütmektedir. Bu sendika gibi hak temelli oluşumlar, kadınların küçük yaşlardan itibaren maruz kaldıkları bu kültürün özellikle ekonomik sonuçlarının kadınlar için yıkıcı olmasını engellemeye yönelik çalışmalar yapmaktadır (Kaymaz, 2010). Ev içi emeğin adeta sömürüldüğü ve açıkça görmezden gelindiği durumlarda, ev emeğinin değer üreten bir iş alanı olduğunu vurgulamak için bu gibi sendikaların çalışmaları, konunun demokratik ortamlarda tartışılmasına ve politika yapıcılar tarafından gündeme alınmasına zemin hazırlayabilir.


Referanslar:

1.      Baltaş, Ş. (2024, August 29). Görünmeyen emek, sesini yükselt. Kadın Vardiyası. https://kadinvardiyasi.org/kose-yazilari/gorunmeyen-emek-sesini-yukselt/

2.      Çakır, S. (2008). Kapitalizm ve patriyarkaya karşı: Sosyalist feminizm. Toplum ve Demokrasi dergisi, 2(4), 185-196.

3.      Dinçer, Y. (2024, November 23). Görünmeyen emek. FeministBellek. https://feministbellek.org/gorunmeyen-emek/

4.      Karakaya, H. (2018). GÖRÜNMEZ EMEK VE EV KADINLARI. Fırat Üniversitesi Uluslararası İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 2(1), 73-94.

5.      Kaymaz, İ. Ş. (2010). Çağdaş uygarlığın mihenk taşı: Türkiye’de kadının toplumsal konumu. Atatürk Yolu Dergisi, 12(46), 333-366.

6.      Oğuz, M. Ö., Kösemek, M., Çiçekoğlu, N., & Yıldız, (2011) T. RAMAZAN VE KURBAN BAYRAMI GELENEKSEL KUTLAMALARI.

7.      OĞUZ, M. Ö., & ASLAN, E. (2020). TÜRKİYE‟ DE YAŞAYAN GELENEKSEL KUTLAMALAR.

8.      Sava, C. (2019, March 22). Kapitalizm ve kadın ücretli emeği. Troçkist. https://trockist.net/index.php/2019/03/22/kapitalizm-ve-kadin-ucretli-emegi/

9.      Savran, G. A. (2023, July 30). Patriyarka. FeministBellek. https://feministbellek.org/patriyarka/

 

Yorumlar


bottom of page