top of page

Earthling, dünyada yaşayan kimse, canlı.

  • Yazarın fotoğrafı: Şevval Özaygün
    Şevval Özaygün
  • 2 Ara 2021
  • 3 dakikada okunur

Belgesel, izleyecek olduğumuz görüntülerin spesifik olarak, rahatsız vermek için seçilmediğini, hayvan sömürüsünde günlük rutinin bu olduğunu belirterek başlıyor. Bu uyarıdan sonra direkt hayvan sömürüsünden bahsetmek yerine, cinsiyetçilikten, ırkçılıktan ve türcülükten bahsediyor. Belgeselin ilk önce direkt insanları ilgilendiren konuları seçmesi, türcülük, hayvan istismarı, sömürüsü hakkında düşünmemiş insanların olayları daha rahat anlamasını sağlıyor. Dünya eşit bir yer değil, ancak bu basit argümanı öne sürerek olanları bir kenara atamayız. Belgesel, diğer hayvanların bizimle olan aynılığını anlayabildiğimiz zaman, onlara karşı yaklaşımımızın da değişebileceğini öne sürüyor, ki insanların dinler, devletler ve medya tarafından düzenli olarak “üstün” oldukları fikriyle bombalandırılmaları insanların aydınlanmalarının önüne engel koyduğu aşikâr. Belgesel, hayvan sömürüsünü 5 ana kategoriye ayırıyor ve her bir alanı detaylı olarak

inceliyor.


Hayvanlar için bütün insanlar bir Nazi; hayvanlar için bu, sonsuz Treblinka’dan başka bir şey değil.

-Isaac Bashevis Singer


1- Evcil Hayvanlar


İnsanlar sahiplendikleri satın aldıkları evcil hayvanların nereden geldiklerini sorgulamak yerine kendi yaşamlarına uygun olmalarını birinci önceliğe koyuyorlar. Bu hayvanlar pet shop, laboratuvar, evcil hayvan fabrikaları, gibi küçük pis, sosyalleşmesi imkânsız yerlerde yetiştiriliyorlar. Bu verimsiz yetiştirilme ortamları, hayvanlarda hem fiziksel hem de psikolojik sorunlar yaratıyor. Daha sonrasında hayvanı “beğenmeyen” insan hayvanı sokağa atıyor ve çevre hakkında hiçbir şey bilmeyen hayvan, bir süre sonra ölüyor ya da şanslıysa sahiplendiriliyor. Ya da bir diğer seçenek, barınaklarda ötanazi uygulanıp 20 dakika içinde öldürülüyorlar. Belgeseldeki verilere göre yılda 25 milyona yakın hayvan sokağa atlıyor, (belgeselin 2005 yılında çıktığını hatırlatayım) ve 9 milyonu sokakta ölüyor. Barınaklarda yeteri kadar yer yok, bu problem özellikle Türkiye için geçerli. Barınaklardaki bu kalabalığın sebeplerinden birisi ise hayvan sahiplenen insanların hayvan kısırlaştırması hakkında yeterli bilgileri olmamalarından kaynaklanıyor.



2- Yemek

Mezbahalar olduğu sürece savaş sürecektir

-Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828 – 1910)’


Endüstri için üretilen hayvanlarının ölüm tarihleri daha doğmadan önce belli. Ki yaşam şartlarını düşününce yaşamın onlar için ölümden farkı olduğunu söylemek zor.

Doğdukları dakikadan beri düzenli olarak istismara uğruyorlar ve insanlar bunun sömürü olduğunu kabul etmiyorlar. Sonuçta güçlü olanlar biz insanlarız ve düşten düşmememiz için et yememiz gerekiyor (!). İnsanlar yedikleri yemeklerin acı çekmeden tabaklarına konduğuna inansa, inanmak istese de bu gerçeklikten uzak bir düşünce. Hayvanlar bebekken annelerinden koparılıyorlar ve küçük kutularda besleniyorlar, bu gelişimi engelliyor ve hayvanın geri kalan kısa ömründe belli problemlere sahip olmasına neden oluyor. Hayvanlar başta damgalama işleminden geçiyorlar, anestezi uygulanmadan kızgın demiri vücutlarının belli bölgelerine damgalıyorlar. Ulaşımda ise yer tasarrufu için hayvanları üst üste yerleştiriyorlar ve bu aşamada hayvanların bir kısmı ölüyor. Süt sağma amacı ile yetiştirilen hayvanların yemlerine vitamin koyuyorlar, bu vitamin takviyesi ile birlikte hayvanlar bütün gün ayakta bekletilip, sağıyorlar. Hayvanlar kısa bir süre içerisinde yorgunluktan yerlere düşüyorlar, daha sonra düzenli takviyeler ile birlikte yine sömürme işlemi devam ediyor, sonunda ise insanlar için öldürülüyorlar. Bu hayvanların yaşam süresi ortalama 4 yıl, doğal yaşamlarında ise 15 yıla kadar yaşıyorlar.


Hayvanlar genelde ayaklarından havaya asılarak, boğazlarından kesiliyorlar. Daha öncesinde hayvanların yaşadıkları psikolojik problemler olduğundan bahsetmiştim, bunlardan birisi yamyamlık. Hayvanlar arasındaki yamyamlık, hayvan stresli olduğu zaman ortaya çıkar. İnsanlar ise stresli ortamı azaltmaya çalışmak yerine, anestezi uygulamadan hayvanların kuyruklarını, gagalarını kesmeyi tercih ediyorlar. Bu kesimler aceleyle yapıldığı için genellikle hayvanlarda fiziksel daha sonra da psikolojik problemlere yol açıyorlar. Hayvanların öldürülme yöntemlerinde ise değişiklikler oluyor. İnsanların et tüketimi günümüzde o kadar çok arttı ki, yıllık et üretimi 1960'larda 70 milyon tondu, 2017 yılında ise bu sayı 330 milyon tona ulaştı (BBC News Türkçe, 2019).


3- Kıyafetler


Yılda 100 milyona yakın hayvan sadece postları için öldürülüyor. Genellikle bu hayvanlar vahşi yaşamdan olduğu için, küçük kafeslerde kapatılıyorlar. Özgür, açık ortamlarda yaşamaya alışmış olan hayvanlar geri kalan kısıtlı yaşamlarında acı çekiyorlar. Bu hayvanlar için özel çiftlikler var, hatta buna kürk çiftliği deniyor. Bu çiftliklerde öldürme için herhangi bir kural olmadığı için insanlar caniliklerini hayvanlar üzerinde rahatlıkla uygulayabiliyorlar.


4- Eğlence


“Eğlence” adı altında insanların zayıfı ezmeye devam etmesi günlük yaşantımızın içine işlemiştir. Küçükken okul tarafından götürülen yunus şovları, hayvanlar üzerinden kumar oynanması, gelenek adı altında boğa güreşleri…


Boğalar hakkında araştırma yapmadan önce boğaların hep agresif hayvanlar olduğunu düşünmüştüm, ancak yanılmışım. Belgeselde üzerine en çok düşülen alan boğa güreşleriydi, boğalar insanlarla güreşmeden iki gün önce işkence ediliyor, zayıf düşürülüyorlar hatta kör ediliyor. Güreşe ise daha sinirli gözükmelerini sağlamak için testislerine iğne batırılmış bir şekilde çıkıyorlar. Daha sonrasında ise boğa öldürülüyor. Bu iğrenç uygulama, günümüzde hâlâ, görülmesi gereken, izlenmesi gereken, aktivite olarak görülüyor.


5- Bilim


Bilim adı altında yıllardır hayvanlara eziyet uygulanıyor, işin ilginç yanı ise şu, hayvanlara

uygulanan tıbbı, psikolojik deneyler insanları anlamaya yönelik. Daha eşit olduğumuzu bile kabul edemeyen insanlar, insanları anlamak, tedavi edebilmek için hayvanlara yıllardır eziyet ediyorlar. Günümüzde hayvanlar üzerinde uygulanan deneyler şükürler olsun ki büyük ölçüde azaldı ve deneylerde hayvan kullanmak için izin almak her geçen gün daha zor bir hale geldi.



Referanslar

BBC News Türkçe. (2019, February 4). En çok hangi ülkelerde et yeniyor? https://

Monson S. (2005), Earthlings, Documentary.



Yorumlar


bottom of page